1 Temmuz 2011 Cuma

Cunda Tatili...



Geç de olsa tatil yazımı ekliyorum... aradan 3 ay geçti ama ben yazımda çakallık yapıp Temmuz yaptım tarihi :))

Güzel ve dolu dolu bir tatil geçirelim diye önceden nerelere gitmeli neler yapmalı diye araştırmalar yaptık... giden arkadaşlarımdan öneriler aldık...
Otelimizi internetten bulduk... Güzelyalı Butik Otel... cana yakın ve misafirperver sahipleri Selahattin Bey ve eşi Zeliha Hanım'a teşekkür ederiz...
http://www.guzelyalibutikotel.com/ (Selahattin Bey'in kahvaltıda hazırladığı omletler harikaydı,yazın yumurta yemeyen biz bayıla bayıla yedik)

Taş Kahve'nin kahvesi,dondurması ve lokmaları vazgeçilmez lezzetler arasında...Papalina balığını da mevsiminde yemeli :) fotoğrafında her ne kadar güzel görünse de tat kötüydü...
Uno da mutlaka pizza ve apple pie denemelisiniz...(çalışma arkadaşım Buket'in önerisi idi teşekkür ederim)
Yazmaya ne hacet adaya gidilip de rakı balık yapmadan dönülür mü... birbirinden lezzetli mezeler eşliğinde balık...ama önerim sahildeki restaurantlar yerine arka sokaklardaki küçük Rum  meyhanelerini deneyin...daha samimi ve keyif alırsınız...

Adanın merkezine biraz uzak olsa da Ortunç görülmeye değer bir tesis... otel müşterisi haricinde ücretli girişle sahilinden ve hizmetlerinden yararlanabiliyorsunuz... http://www.ortuncclub.com/tr/

Cunda'nin tarihi sokaklarını gezerek adanın tepesinde bulunan Değirmen'e ulaşıyorsunuz...Kütüphane ve Cafe olarak işletiliyor...Gün batımını izleyebilirsiniz...

Çok fazla fotoğraf düzenleyip ekleyemedim bloguma ama Cunda gidilesi, görülesi bir yer...

Bu arada dalış da yapıldı :))

Sevgiliye teşekkürler :))


9 Mayıs 2011 Pazartesi

Sapanca...

Bahar gelmek bilmedi ama sevdiceğimle hafta sonu kaçamaklarina başladık...

Yaklaşık 3 saat tren yolculuğundan sonra Sapanca'daydık...
hava açık ve güneşli olsa da öğleden sonra Göl Evi'nde yemek yerken oldukça üşüdük... 

Sapanca çevresinde gezilecek yerler vardi ama biz göl çevresinin en düzenli ve en bakımlı yerleşim yeri olan Kırkpınar'da kalmayı tercih ettik... Kırkpınar ve çevresinin keyfini hakkını vererek çıkarmak için 2-3 hafta sonunu burada geçirmek gerektiği söyleniyor :)) (bir de yazın gidip görmek gerekecek sanırım)

Akşam yemeğini yediğimiz Titiz Izgara'nın köfteleri oldukça lezzetliydi... ve etraf antika eşyalarla doluydu (akliniza ne gelirse mevcut)... tabiki ilk olarak dikkatimizi ilgi alanımız olan fotoğraf makinaları çekiyordu :))... Yemek sonrasında ikram ettikleri türk kahvesi de bugüne kadar içtiklerimizin en iyisiydi... (İzmir'deki fincanda pişen kahveyi ayrı tutuyorum) 






30 Nisan 2011 Cumartesi

İzmir...

 Kordon, Kemeraltı, Kızlar Ağası Han, Ömer Usta'nin fincanda pişen kahvesi, Karataş Asansör Kulesi,Karşıyaka, Bornova... İzmir' sevmek icin o kadar çok neden var ki...

Ben yerlesemiyorum ama sevdiklerim birer birer oraya yerlesme karari aliyorlar :))
iyi mi kotu mu bilemedim ama onlar adina seviniyorum tabiki...


Sayelerinde ben de daha sık gidip gelirim artık :)

21 Nisan 2011 Perşembe

Yeniden...

TTNET'te mahkeme kararinin duzeltilmesi sonucunda blogumuzu ersime acti...
umuyoruz artik boyle engellemeler olmaz...

17 Mart 2011 Perşembe

Kaktüs Kahvesi - Cihangir

Mekan Şubat 2008'de açılmış ama biz daha yeni keşfettik sevdiceğimle...

Cihangiri hep sevmişimdir ama çok fazla mekana gitmemişimdir... Bi arkadaşımız artık Kaktüs'te çalışıyorum diyince biz de Taksim'den sıkıldığımız (ve zaten sevmediğimiz) için oraya gidelim dedik... 

Giderken biraz yolu uzatmış olsak da ısıtılan kaldırım bahçesiyle mekanı çok sevdik... Yemekleri de gayet güzeldi... Mekanda pek çok ünlüye rastalamaniz da mümkün :)) eee burasi Cihangir...


Sevdiğim bişey daha vardi ki kahve fincanları :)) 



Merak edenler için adres: Cihangir Cad. No: 16/A ( Cihangir Katlı Otopar'ın Karşısı) 34433 Cihangir/Beyoğlu-İstanbul
Tel. (0212) 243 5731

7 Şubat 2011 Pazartesi

Aşk Tesadüfleri Sever (mi)



Filmin karanlık oda görüntüleriyle başlaması ve içinde fotoğraf olması filmi sevmemin ilk nedeniydi...

Ankara sevgisini son dönemde çevremdeki insanlardan çok duyar olmuştum... Aslına bakarsanız Ankara merakı Yekta Kopan'la başladı... bir kere gittim ama bu sevenlerden dinlediğimden çok önceydi ve sevememiştim... Tekrar bi gidip onların gözüyle bakmak güzel olacak sanırım... 

Filmin müzikleri de (başta Bülent Ortaçgil şarkısı olan Eylül Akşamı olmak üzere) oldukça etkileyici ve sevdiğim şarkılardı... 



"Film nasıldı" diye soranlara da yanıtım Babam ve Oğlum - Issız Adam karışımı bir duygusallık diyorum... tabi bunu karşılaştırma anlamında değil de filmde "aile" iliskisinin de önemsendiğini anlatabilmek adına bu yorumu yapıyorum...


Kısacası gittim, gördüm, sevdim :) şiddetle tavsiye edilir...



28 Ocak 2011 Cuma

Denizin Delisi...

Unutmak mı, delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem, bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.

Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi
O ne kadar giderse.
 
Özdemir Asaf